Künye
Giriş   Üye Ol  
Gündem Ekonomi Dünya Yaşam Kültür - Sanat Spor Teknoloji Sektörel

Pakistan: Mekke Savunma Anlaşması'nda gizli hükümler bulunmuyor

10 Temmuz 2026, 09:45

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 23 Ekim 2026'da düzenlenen haftalık basın toplantısında ülkesinin bölgesel güvenlik, savunma iş birliği ve diplomatik ilişkilerine ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin soruları yanıtlayan sözcü, anlaşmanın Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin kolektif savunma, caydırıcılık ve bölgesel istikrarı güçlendirme taahhüdünü yansıttığını belirtti. Türkiye Parlamentosuna sunulan 16 maddelik metni onayladıklarını ifade eden sözcü, anlaşmada gizli hüküm bulunmadığını kaydetti.

Anlaşmanın belirli bir ülkeyi hedef almadığını vurgulayan sözcü, dış kaynaklı silahlı saldırı durumunda ortak yardım için çerçeve oluşturulduğunu bildirdi. Sağlanacak desteğin niteliği ve kapsamının, koşulların ortak değerlendirilmesinin ardından üç ülke tarafından belirleneceğini aktardı. Anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesiyle uyumlu ve savunma amaçlı olduğunu ifade etti.

Sözcü, anlaşmanın uygulanması ve onay süreçlerine ilişkin görüşmelerin üç ülke arasında sürdüğünü, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın onay süreçlerini tamamladığını, Türkiye'nin ise kendi hukuki prosedürlerini yürüttüğünü belirtti.

Pakistan'ın Afganistan ile ilişkilerine de değinen sözcü, ülkesinin anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesini desteklediğini ve 2021'den geçen yılın ekim ayına kadar Afganistan'daki Taliban yönetimiyle görüşmeler yürüttüğünü söyledi. Moskova Formatı'nın yanı sıra Katar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Çin'de gerçekleştirilen girişimlerin de uzlaşma sağlamayı amaçladığını kaydetti.

Görüşmelerin Taliban yönetiminin tutumu nedeniyle sonuç vermediğini savunan sözcü, Pakistan'da terör saldırılarının arttığını ve geçen yıl bu saldırılarda 1.300'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Birleşmiş Milletler İzleme Ekibi ve ABD'nin Afganistan'ın Yeniden İnşası Özel Başmüfettişliği (SIGAR) raporlarında Afganistan'da 20'den fazla terör örgütünün bulunduğuna ilişkin tespitlere işaret etti.

Pakistan'ın diyaloğa açık olduğunu yineleyen sözcü, bunun için Afganistan'ın kendi topraklarından kaynaklanan tehditleri kontrol altına alacak güvenilir bir mekanizma kurması gerektiğini ifade etti.

Pakistan ile İran arasındaki sınır geçişlerinde yaşanan aksaklıklara ilişkin sorular üzerine sözcü, sahadaki mevcut duruma doğrudan ilişkin bilgi sahibi olmadığını belirtti. Buna karşılık ziyaretçilerin ve dini ziyaret amacıyla seyahat edenlerin sınırın iki tarafına geçişlerinin sürdüğünü söyledi.

Pakistan'ın yürürlükteki yaptırım rejimlerine uluslararası ve ulusal hukuk çerçevesinde uyacağını kaydeden sözcü, ABD ile diplomatik, ekonomik ve güvenlik ilişkilerini geliştirmeye önem verdiklerini ifade etti. Pakistan'ın hem Washington hem de Tahran ile iletişim halinde olduğunu belirterek iki tarafı itidale, diyaloğa ve diplomasiye çağırdıklarını bildirdi. Sözcü, İslamabad Mutabakatı'ndaki hükümlerin uygulanmasının bölgedeki gerilimin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Sözcü, Hindistan Dışişleri Bakanlığının İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyinin Bağdat'ta düzenlenen 52'nci oturumunda kabul edilen Cammu Keşmir kararlarına yönelik eleştirilerini reddetti.

Pakistan'ın söz konusu kararları desteklediğini belirten sözcü, kararların Cammu Keşmir halkının kendi geleceğini belirleme hakkına ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına dayandığını savundu. Hindistan'a uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme ve anlaşmazlığın barışçıl çözümü için gerekli koşulları oluşturma çağrısında bulundu.

Yeni Delhi'deki tarihi Race Course Camii hakkında tahliye bildirimi çıkarıldığına ilişkin haberlerden de endişe duyduklarını belirten sözcü, Hindistan'daki Müslümanlara ait ibadethanelerin ve vakıf mülklerinin hedef alındığını ileri sürdü. Uluslararası topluma, dini mekanların ve azınlık haklarının korunması için Hindistan'a çağrıda bulunma isteğini iletti.

Hindistan ile yeni bir çatışma ihtimaline ilişkin soruya yanıt veren sözcü, Pakistan'ın sorunların uluslararası hukuk doğrultusunda barışçıl yollarla çözülmesini istediğini söyledi. Bununla birlikte, yeni bir çatışma ihtimalinin tamamen dışlanamayacağını belirterek Pakistan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya hazır olduğunu ifade etti.

Sözcü, Maldivler Cumhurbaşkanı Mohamed Muizzu'nun 20-22 Ekim tarihlerinde Pakistan'a gerçekleştirdiği devlet ziyaretinin ikili ilişkilerin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Ziyaret sırasında ticaret, yatırım, sağlık, eğitim, turizm, tarım, savunma, deniz güvenliği ve iklim değişikliği gibi alanlarda iş birliğinin ele alındığını, 20 anlaşma ve mutabakat zaptının imzalandığını bildirdi.

Ziyaretin, Maldivler'den bir cumhurbaşkanının Pakistan'a 11 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ilk ziyaret olduğunu ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 60'ıncı yıl dönümüne denk geldiğini kaydetti.

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari'nin 22-24 Ekim tarihlerinde Almanya'ya resmi ziyarette bulunduğunu belirten sözcü, görüşmelerde ticaret, yatırım ve ekonomik iş birliğinin ele alınmasının planlandığını aktardı. Pakistan ile Almanya'nın bu yıl diplomatik ilişkilerinin 75'inci yılını kutladığını da hatırlattı.

Pakistan'ın Litvanya ve Letonya ile siyasi istişare toplantıları gerçekleştirdiğini belirten sözcü, Avrupa Birliği ile terörle mücadele diyaloğunun 10'uncu turunun da 22 Ekim'de İslamabad'da yapıldığını bildirdi. Pakistan ile AB'nin terörün finansmanı, radikalleşme ve terör örgütlerinin siber alanı kötüye kullanmasıyla mücadelede iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldığını, bir sonraki toplantının 2027'de Brüksel'de yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi.

Pakistan, Katar, Türkiye ve Endonezya'nın 21 Ekim'de Doha'da savunma sanayisi alanında iş birliğini geliştirmek amacıyla “Badr” Çok Taraflı Mutabakat Zaptı'nı imzaladığı açıklandı.

Sözcü, mutabakatın savunma üretimi, teknik eğitim, araştırma ve geliştirme, teknolojik yenilik ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi alanlarında iş birliğine zemin oluşturduğunu belirtti. Ülkelerin mevcut sanayi kapasiteleri ve uzmanlıklarını bir araya getirerek teknoloji transferi, eğitim ve ortak girişimler dahil farklı iş birliği modellerini değerlendirebileceğini ifade etti.

Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar'ın İstanbul'da düzenlenecek Bölgesel Dörtlü (R4) ve R4+E3 dışişleri bakanları toplantılarına katılmak üzere yola çıktığı da bildirildi. Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır'dan oluşan R4 formatının ardından İngiltere, Fransa ve Almanya'nın da katılacağı R4+E3 toplantısının yapılacağı, yedi ülkenin bu formatta ilk kez bir araya geleceği kaydedildi.

İndus Suları Antlaşması'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan sözcü, meselenin yalnızca Pakistan ile Hindistan arasındaki ikili bir sorun olmadığını, uluslararası hukuk ve su paylaşımına ilişkin kurallar bakımından daha geniş sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Uluslararası toplumun ve ilgili kuruluşların konuya müdahil olması gerektiğini belirten sözcü, Pakistan'ın kendisine ayrılan suyun başka yöne aktarılmasına izin vermeyeceğini söyledi. Pakistan Ulusal Güvenlik Komitesinin daha önce yaptığı uyarıya atıfta bulunarak, suyun yönünün değiştirilmesinin savaş eylemi olarak değerlendirileceğini ifade etti.

Sözcü, Pakistan'ın dış politikasının egemen eşitlik, karşılıklı saygı, diyalog ve barışçıl iş birliği ilkeleri doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

  Hibya Haber Ajansı